Euzu Nedir? Euzu Anlamı ve Önemi

Paylaşarak Hidayete Vesile Ol:

Euzu ne demek olduğunu kısaca izah edelim. Euzu, Arapça okunuşu “Euzu billahi mineşşeytanirracim” olan, Kur’an-ı Kerim okumaya başlamadan önce söylenen ve Nahl suresinin 98. Ayet-i kerimesinde de geçtiği üzere “istiaze” olarak adlandırılan bir nevi duadır.

Euzu okumanın yani şeytandan Allah’a sığınmanın gerekliliği, Euzu ne demek olduğu, şeytandan Allah’a nasıl sığınılacağı ve niçin euzu okumak icap ettiği gibi çeşitli mevzuları “Tefcirut Tesnim” isimli kitaptan istifade ederek hazırladık. Şeytanın hilelerini anlayıp Allah’ın izniyle onu alt etmek için sonuna kadar okuyup dostlarınızla paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

Nahl Suresi, 98. Ayet-i Kerime

Ayet-i kerimede emir, her ne kadar Peygamberimiz (s.a.v.)‘e gelmişse de O’nunla birlikte muhatap ümmetidir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in ashabından biri olan Hz. Ömer (r.a.)’ın gölgesinden korkan şeytan, nasıl olur da Rasülullah (s.a.v.)’e yaklaşabilir? Kaldı ki Peygamberimiz’in şeytanı Müslüman oldu. Ayet-i kerimede “Allah’a sığın” yani “Euzu oku” emriyle muhatap olan ümmettir. Zira Peygamber (s.a.v.) Euzu okumakla emrolunursa, ümmeti evleviyetle emrolunur.

Ayet-i kerimede “Allah’a sığın” olarak ifade edilen kelimenin Arapçası Euzu ile aynı kökten gelen “isteiz” kelimesidir. Bu yüzden Euzu okumaya istilahta istiaze denir.

İstiazenin lafzı hakkında on dört rivayet vardır. Bunlar içinde en tercih edilen “Euzu billahi mineşşeytanirracim” lafzıdır ki bu husustaki en sabit rivayet budur. Her ne kadar “esteîzü billah” sözü Rabbimizin yukarıdaki Ayet-i Kerimesinde bulunan “isteiz” (sığın) emrine dil açısından daha muvafık ise de, “Euzu billahi mineşşeytanirracim” rivayet açısından daha güçlüdür.

Hanefi mezhebine göre namazda Euzu okumak kıraat içindir. Birinci rekatta okunur, diğerlerinde okunmaz ve cemaat de okumaz.

Euzu Anlamı

Euzu; sığınıyorum, sarılıyorum, korunmak istiyorum ve yardım diliyorum gibi manalara gelir. “Euzu billahi mineşşeytanirracim” ise “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” demektir.

İstiaze sanki Kur’an-ı Kerim için bir süpürgedir. Kur’an okuyan kişi onunla önce kalbini nefsi düşüncelerden ve dilini de günahlardan temizler. İstiaze şeytanı çok ezici yani tesirini kırıcı bir ilaçtır.

Şeytanlar çoktur. Bir kısmı görünen şeytanlardır ki, bunlar insan şeytanlarıdır ve daha şiddetlidir. Bir kısmı ise bizim göremediğimiz cin şeytanlarıdır. Şimdi baş düşmanımızı biraz tanıyalım ki ondan Allah’a sığınmanın ehemmiyetini daha iyi kavrayalım.

Şeytanın İsimleri

Beğavi, Kehf Suresinin tefsirinde diyor ki:

Şeytanın ismi Süryanice Azazil, Arapça Haris idi. Allah’a asi olunca rahmetten kovuldu. İsmi ve sureti değişti. Allah’ın rahmetinden ümidini kestiği için iblis, Allah’ın rahmet ve ihsanından uzaklaştığı için şeytan diye isimlendirildi.”

Yine başka bir rivayette, şer ve dalalet cihetinden çok şiddetli olması veya azgınlıkta çok ileri gitmesi, amelinin boşa gitmesi, umduğunu bulamaması yahut başkalarını helak etmesi gibi sebeplerle şeytan diye isimlendirildiği söylenir.

Er racim Ne Demek?

Er racim, lanete uğratıldığında göklerden melekler tarafından atılan ya da göğe çıkmaya kalkıştığında gökyüzünün alevli ateşleri ile oradan uzaklaştırılıp atılan manasınadır.

Bu hususla alakalı olarak Mülk suresinin 5. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyuruluyor:


Yemin olsun ki, en yakın semayı yıldızlarla süsledik ve o yıldızları şeytanlara atılacak taşlar yaptık. Ve o şeytanlara alevli bir azap hazırladık.

Mülk Suresi, 5. Ayet-i Kerime
Mülk Suresi, 5. Ayet-i Kerime

Er-racim’in diğer bir manası, gafilin kalbine vesvese veren demektir. Kul, Allah’ı zikrettiğinde şeytan geri durur, unuttuğu zaman ise şeytan kalbini vesveseyle doldurur.

Şeytanın Düşmanları

Cenab-ı Hakk şeytana Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e gitmesini ve ne sorarsa cevap vermesini emreder. Şeytan, Efendimiz (s.a.v.)’in karşısına yaşlı bir ihtiyar olarak çıkar ve durumu Efendimize bildirir. Efendimiz ise şeytana ümmetinden kaç düşmanı olduğunu sorar. Şeytan ise 15 düşmanından şu şekilde bahseder:

  1. Baş düşmanın sensin,
  2. Adaletle iş gören hükümdarlar,
  3. Mütevazı, yani alçak gönüllü zenginler,
  4. Ticaretinde doğru olan tüccarlar,
  5. Allah’tan korkan alimler,
  6. Nasihat eden ve herkesin hayrını isteyen müminler,
  7. Kalbi merhametli kimseler,
  8. Tövbe edip tövbesinde sebat edenler,
  9. Haramdan son derece sakınanlar,
  10. Daima abdestli bulunanlar,
  11. Çok sadaka verenler, (Bkz. 600 ağaçlı hurma bahçesini bağışlayan zat)
  12. İnsanlar arasında güzel huy ile yaşamakta olanlar,
  13. İnsanlara menfaati dokunanlar,
  14. Kur’an-ı Kerim’i çok okuyanlar,
  15. Gece herkes uyurken kalkıp namaz kılanlardır.

Sonsuz merhamet sahibi Cenab-ı Hakk bizzat şeytana kendisi için en çok zararlı olan şeyleri söyletmiştir. Buradan biz müminlere düşen ise yukarıdaki vasıflardan kaç tanesi bende var diye kendimizi sorguya çekip bu minvalde azami gayret göstermektir.

Peki yukarıdaki vasıflardan hiçbiri kendinde olmayan şeytanla düşman mı olur dost mu? Takdir sizlerin…

Müminin Benzeri

Mümin bir evin kapısına giden garip bir kimseye benzer. Kapıda onu parçalamak isteyen köpekler vardır. Adamın da onlara karşı koyacak gücü olmadığından her hamlesi köpekler tarafından geri püskürtülür. Burada çare, ev sahibine seslenip ondan yardım istemektir. Çünkü sahibinin köpekleri bir defa men etmesi, senin bin hamlenden daha iyidir.

Şeytan da Allah’ın kapısında, Allah’a yönelen herkesi helak etmek isteyen bir köpektir. Kul, şeytanın vesveselerinden, dalalete düşürme çabalarından, günaha duçar etmesinden Allah’a sığınmalıdır. Yoksa kulun kendi acizliğiyle şeytanla baş etmeye çalışması hem boşa gider hem de onun için kibir alameti bile olabilir.


Niçin Euzu Besmele Okumalı?

Kur’an-ı Kerim okurken “Euzu” okumanın hikmeti, Melik-ül Vehhab olan Allah-ü Tealâ’dan izin istemek ve kapıyı çalmaktır.

Hükümdarların kapısına gelen içeriye izinle girebildiği gibi, Kur’an okumak isteyen de Allah-ü Tealâ’ya müracaat etmiş olacağından o kişinin dil ve kalbinin temiz olması lazımdır. Kalp, Allah-ü Teala’dan başkasıyla alakalandığı için, dil de Allah-ü Teala’dan başkasını zikredip lüzumsuz sözler konuştuğu için bir nevi kirlenirler ve temizlenmeleri icap eder. Dil ve kalp temizliğinin başlıca ham maddesi Euzu’yu okumaktır.

Bu sebepten ve önce temizlik sonra süsleme daha münasip olacağından, ayrıca Allah-ü Tealâ’ya yönelmeden önce masivadan (Allah’ın gayrısından) yüz çevirmek gerektiğinden önce Euzu sonra Besmele okunur.

Euzu okuyarak kendisine ancak temiz olanların el sürebileceği Kur’an-ı Kerim’i okumaya hazırlanmak mümkün olur. Bu namazdan önce abdest almaya benzer. Euzu okumak Kur’an okumanın sünnetidir.


Sahabe-i Kiramdan Ebu Said El Hudri (r.a.) dedi ki:

Rüyamda iblisi gördüm. Sopa ile vurmak istedim. İblis: ‘Ben sopa ve silahtan değil, istiaze edenlerin istiazesinden ve ihlâslıların marifet nurlarından korkarım.’ dedi”

Şeytanın hilesinden kimse emin olamaz. Herkesin Allah’a sığınması lâzım. Ebu Hüreyre (r.a.): “Allah’ım! Zina etmekten ve hırsızlık yapmaktan sana sığınırım.” diye dua ederdi. Bunu duyanlar, “Sen yaşlı bir zatsın. Rasülullah’ın arkadaşısın. Böyle olduğun halde sen de mi zina ve hırsızlık yaparım diye korkuyorsun?” dediler. O da “İblis hayatta iken nasıl kendimden emin olabilirim!” dedi.

Şimdi düşünelim kıymetli okurlarımız, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendileri hakkında gökyüzündeki yıldızlar gibidir buyurduğu Sahabe-i Kiram böyle derse biz aciz ve zelil kullara ne yapmak yaraşır?


Arifler der ki, Euzu kelimesi korkanların sığınağıdır. Kim kurtulmak için ihlasla Allah’a sığınırsa, Hz. Allah şeytanla onun arasına 300 perde koyar. Ancak, Allah’ın kulu muhafazası takvaya bağlıdır. Hz. Allah müttekileri (kendisinden korkanları) kendisine sığındıklarında şeytanın şerrinden korur.

Rivayete göre, kim günde 10 kere Şeytan’dan Allah’a sığınırsa; Hz. Allah ona bir melek gönderir ve şeytanı ondan uzaklaştırır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;

Allah’ım! Ben, gazabından rızana, azabından affına ve senden sana sığınırım.

Euzu (Sığınma) Hadisi
Euzu (Sığınma) Hadisi

Euzu Çeken Kul Ne Demiş Oluyor?

“Her şeyi işiten, her gizliyi bilen Allah’ım! Sen şeytanın vesvesesini işitiyorsun ve onu defetmeye muktedirsin. Lütfunla onu benden defet ki, sana itaat edebileyim. Zira ben aciz ve zelil bir kulum, sen ise Kadîr ve Celil Mevla’sın.”

Muhammed İbni Vasi, her gün sabah namazından sonra şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Sen bize bizim kusurlarımızı gören bir düşman musallat kıldın. O ve askerleri bizim onları görmediğimiz yerde bizi görüyorlar.

Allah’ım! O şeytan ki senin rahmetinden ve affından ümidini kesti. İşte aynı şekilde onun ümidini de bizden kestir. Cennetinle arasını uzak kıldığın gibi bizimle de arasını uzak kıl. Sen her şeye kadirsin.”

Şeytan en çok salih insanlara musallat olur. Amellerini bozmaya, hatta ölürken imanlarını çalmaya uğraşır. Çünkü bu şeytanın son fırsatıdır.

Hz. Allah sizi ve bizi yakîn (kesin) itikatta sabit kılsın. Hakiki manada şeytandan Allah’a sığınanlardan eylesin. Şeytanın vesvesi ve tuzaklarından bizi muhafaza eylesin. Kamil imanla bu alemden irtihali nasip etsin. Amin.


Bu yazımızı beğendiyseniz Besmelenin fazileti, sırları ve anlamı yazımızı da okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.


Paylaşarak Hidayete Vesile Ol:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir